• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
    • recepsahan.net
    • Vakfıkebir
    • recepsahan.net
    • recepsahan.net
    • Espiye/Karaovacık yaylası
    • recepsahan.net
    • Espiye / Kurugeriş
    • Recep ŞAHAN'ın Web Stesi
    • Espiye/ Kurugeriş
Recep ŞAHAN
recepsahan@gmail.com
DİLEKÇE
02/04/2021

Dünya kuruldu kurulalı “iyi” ile “kötü” hep var oldu. Şu yalan dünya hep iyilerle kötülerin mücadelesine sahne oldu ve kıyamete kadar da böyle devam edecek. Selam olsun iyiliğin ve iyilerin safında olanlara. Selam olsun İbrahim’in ateşini söndürmeye giden karıncanın safında yer alanlara.

Dünyaya “yalan dünya” da diyoruz değil mi? Hakikaten dünya yalan mıdır sizce? Ya da yalan dünya ne demektir? Aslında dünya geçici olması hasebiyle yalandır. Yoksa boş veremezsin dünyayı. Zira ebedî yurdumuzun tarlasıdır burası. Ebedi yurdun bileti buradan, ”yalan dünyadan” temin edilir. Cennetin köşkü de cehennemin ateşi de buradan gider. Bu sebeple bu dünya hakikaten ciddiye alınmalı. Ama ahiret merkezli bir dünya yaşamak şartı ile. Lâkin hayatı “mezar” ile sonlandırırsan, mezardan sonrası yokmuş gibi yaşarsan orada işin zor demektir. Zira hayat mezar ile son bulmuyor. Sadece format değiştirerek  devam ediyor.

 Asıl hayat ahiret hayatı olacaktır. Buradaki geçici iskânımız sona erecek ve biz “ilahi mahkemede” hesap vereceğiz. Konuştuklarımızdan, yazdıklarımızdan, yaptıklarımızdan ve yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan hesaba çekileceğiz.  Orada mutlak adalet olacak. Burada zayi olan “adalet” orada tecelli edecek. Yeryüzü şahidimiz( Zilzal 99/4-5), organlarımız şahidimiz ( Yasin 36/65, Fussilet 41/20-21) olacak o büyük mahkemede.

Evet “Büyük mahkeme” kurulacak. Bu mahkemenin hâkimi ALLAH. Orada kıvırama şansın yok. Yalan ve yalancı şahitlik yok artık. Torpil yok. Dünyada alışmışsın torpile orada da işlerin torpille döneceğini sanıyorsan yanılıyorsun. Dünyada güç sendeydi. Kılıcının iki tarafı da kesiyordu. Güç zehirlenmesi yaşıyordun belki. İstemediğin, gariban kimsesizlere çamur atıyor, iftira ediyordun. Bunları yaparken zerre miskal yüreğin sızlamıyordu. İnsanları perişan ediyordun. Bu garibanların güçleri yoktu, arkaları yoktu, paraları da yoktu. Amma Allah’ı vardı. “Seni Allah’a havale ediyorum” diyerek hesaplaşmayı büyük mahkemeye havale ediyordu.  Ne yapsın gariban? Mutlak güç sahibi yüce Allah’a açıyor ellerini ve tüm şikayetlerini  ona arz ediyordu. Dilekçesini direkt Allah’a yazıyordu. Ne diyordu Rabbimiz: “Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin duasına karşılık veririm...”(Bakara 2/286)

 Ama artık filim bitti. Büyük mahkemedesin. Şimdi hakikatle yüzleşme zamanı. Efendimiz(sav)’in ifadesiyle “boynuzsuz koyun boynuzlu koyundan hakkını alacak”. Buradan hayvanların da hesaba çekileceği anlaşılmasın. Boynuz gücü temsil eder. Dünyada gücünü hak yolda değil de şer yolunda kullananların ahiretteki akıbetine dikkat çekiliyor.

Dua kulun Allah’a derdini arz etmesidir. Bir nevi en yüce makama “dilekçe” yazmasıdır. Dua öyle büyük bir şeydir ki ibadetin özü olması bir yana duada kul ile Allah arasında hiçbir vasıta yoktur. Günde kırk defa dediğimiz gibi yalnız ondan yardım istiyoruz. En büyük makama arz ederiz derdimizi.

Duanın bir de  olumsuz olanı vardır ki buna da beddua denilir. Asıl olan buna başvurmamaktır ama kul zulme uğramış Allah’tan başka derdini anlatacak kimse de kalmamışsa buna başvurması normaldir. Allah Rasûlü(sav)  “mazlumun duasından sakının. Zira onun ile Allah arasında perde yoktur(Buhari, Zekat63) buyurarak mazlumun bedduasının tesirini ifade etmiştir.

Nuh (as)ın bedduası bizzat Kur’an’da yer almıştır. (Nuh 71/26-27) Rahmet Peygamber’i de zaman zaman bedduaya başvurmuştur. Mekke’de üzerine deve işkembeleri attıklarında “Allah’ım şu kişileri helak et” demiştir. Hendek savaşında düşman acımasızca saldırıp namazları kazaya bıraktırttıkları için “Allah’ım onları rahmetinden uzak tut” diye beddua etmiştir.  Yine Hicretin 4. Yılında meydana gelen Rec’i ve Bi’r-i Maûne facialarından sonra bir ay boyunca sabah namazlarında kunutlar okumuş,  kunutunda düşmana beddua etmiş sahabe de âmin demiştir.  29.03.2021



78 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ŞEHİT AHMET - 17/03/2021
Bu yazımızda size şehit Ahmet’in hikâyesini anlatacağım.
BAĞIMLILIK MI ÖZGÜRLÜK MÜ? - 02/03/2021
Bağımlılık, kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde “Kontrolünü kaybetmesi” ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır.
ŞÜKÜRSÜZLÜK HASTALIĞI - 29/01/2021
Allah bizi şerefli bir varlık olarak en güzel kıvamda yarattı(Tin 95/4) ve sayısız nimetleri de önümüze serdi.(İbrahim 14/32-34, Nahl 16/18)
ASIL YATIRIM AHİRETE YAPILANDIR - 13/01/2021
Müslüman, hayatı bu dünyadan ibaret görmez. Bu manada müslüman “tek dünyalı” değildir.
YILBAŞI VE MUHASEBE - 31/12/2020
Koca bir seneyi daha geride bırakıyoruz. Aslında giden ömürdür. Ömür sermayemiz tükeniyor.
DUÂYI ANLAMAK - 19/12/2020
Dua dini bir kavramdır. Bu bakımdan dua konusunu dini inancı olmayanlarla konuşmak faydasızdır.
ASIL ÖZÜRLÜ KİMDİR? - 03/12/2020
İnsan yaratılmışların en değerlisidir.(İsra 17/70) Kur’an’da insanın çamurdan yaratılışı anlatılırken Allah ”ona ruhumdan üfledim” ifadesini kullanır.(Secde 32/9, Hicr 15/29)
SON KALE DÜŞERKEN - 26/11/2020
Aile toplumun temel taşıdır. Aileyi, bedenimizi meydana getiren "hücreler" gibi düşünelim.
ALLÂHÜEKBER - 10/11/2020
Biz Müslümanlar “Allâhüekber” ile gözlerimizi açarız dünyaya. Allâhüekber (cenaze namazı) ile uğurlanırız bu dünyadan.
 Devamı
SOSYAL MEDYA




Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam174
Toplam Ziyaret294382
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar8.26368.2967
Euro9.95069.9905
HAVA DURUMU
Üyelik Girişi
Saat