• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Recep ŞAHAN
recepsahan@hotmail.com
Kesimsiz Kurban.23.11.09
16/12/2015

Yazımızın başlığını “Kesimsiz Kurban ya da Yumurtasız Omlet” koymak daha mı isabetli olurdu diye kendi kendime düşündüm. Çünkü bu günlerde yeni türeyen “Kesimsiz kurban” ucubesini anlatan en iyi ifade bu olsa gerek. Neyse bu mevzuyu yazımızın ilerleyen bölümlerinde izah edeceğiz.

 Sözlükte “yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey”  anlamındaki Kurban ibadetinin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Kur’an Hz. Adem’in iki oğlunun Allah’a sundukları kurbandan bahseder. (Maide 27) Sonra Hz.İbrahim döneminde oğlu İsmail’i kurban etmesi istenir ondan.Tabi bu bir imtihandır. Oğul sevgisi mi Allah sevgisi mi?Bir tarafta Allah’ın emri(Saffat 37/102) diğer tarafta ciğerparesi İsmail.Bakalım İbrahim hangisini tercih edecek?Kur’an bu sahneyi şöyle anlatır:


 Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin? dedi. O da cevaben: Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun, dedi
.”(Saffat 37/102)

        

Ve İbrahim Allah aşkını tercih ederek bu ağar imtihanı da kazanır.İsmail de öyle.Zira     Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşallah beni sabredenlerden bulursun” diyerek teslimiyetini gösterir. Bu husus da Kuran’da şöyle anlatılır “ Nihayet her ikisi de ( Allah’ın emrine ) boyun eğip, İbrahim de onu ( kurban etmek için ) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik.“Ey İbrahim! Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin.Şüphesiz biz, iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır.Biz (İbrahim’e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail’i) kurtardık.” (Saffat 103-107

            Baba oğul bu imtihandan alınlarının akıyla çıkınca Allah İbrahim’e bir koç ihsan eder ve O da bu koçu kurban eder. İşte bugün milyonlarca Müslüman Hz.İbrahim’ in bu sünnetini  yerine getiriyor. Kişi kurban kesmekle Hz. İbrahim’in göstermiş olduğu itaate kendisinin de hazır olduğunu simgesel bir davranışla göstermiş olmaktadır. Bugünkü şekliyle Kurban ibadeti hicretin 2. yılında eda edilmeye başlanmış ve Hz.Peygamber (s.a.s.) hicretten itibaren on yıl süreyle  hep kurban kesmiştir. “ O halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes…” (Kevser ,2) ayeti Kurbanının dini hükmüne dayanak olan ayettir ki Hanefiler bu ayetin vücub ifade ettiğini diğer mezheplerimiz de ayetin Efendimiz için vücub ifade ettiğini ümmet için de sünnet olduğunu ifade ederler.

     Hükmü ne olursa olsun Kurban bir ibadettir. Sünnet(cumhura göre Sünnettir) olması onu ibadet olmaktan çıkarmaz. Kurban mali bir ibadettir. Malen hali vakti yerinde olanın kurban kesmesi gereklidir.

     Kurbanın ne eti ne de kanı Allah’a ulaşır. Kur’an’ın ifadesiyle Allah’a ulaşan TAKVAdır. (Hac22/37) Kurban kesmekle kulluğumuzu, Allaha yakınlığımızı göstermiş oluyoruz.Burada aslında hayvan kurban olmuyor biz kurban oluyoruz.Kurban “yaklaşmak” değil miydi? Hayvanın Allah’a yaklaşmaya ihtiyacı mı var? Hayır. Evet bunlar birer imtihan.Ne lüzumu var bunun,hayvan kesmekle,kan akıtmakla kulluk mu olur,Allah’ın buna ihtiyacı mı var diyenlerin kaybettiği bir imtihan.Allah’ın ihtiyacı yok elbet.Ama bizim ihtiyacımız var.Yer yüzünde kimse Allah’a ibadet etmese Allah yine Allah’tır.Yer yüzünde herkes ibadet etse Allah yine Allah’tır.Bu O’nun ilahlığını artırıp eksiltmez.Ama ibadetler-itaatler bizim kulluğumuzu,O’na yakınlığımızı artırır.İsyanlar da kulu O’ndan o oranda uzaklaştırır.

         Bu noktada bugünlerde ortaya atılan “KESİMSİZ KURBAN” ucubesine değinmekte fayda var. Kurban Bayramının yaklaştığı şu günlerde ucube bir kavramla tanıştık. Vekalet yoluyla kurban organizasyonu yapan bazı kuruluşlar bu kavramı ortaya attılar. Tabi dini dayanağı olmayan tamamen afaki bir durumla karşı karşıyayız.

Kurban bir ibadettir. İbadetleri de biz değil Allah belirler. Peygamberler de uygulamasını ümmetlerine gösterirler. İbadetlerin formatını biz belirleyemeyiz ve kafamıza göre değiştiremeyiz.Kurbanın kurban olması için usulüne uygun olarak boğazlanması lazımdır. Kurbanı kesmeksizin bedelini fakire veya yardım kuruluşuna vermekle Kurban ibadetini yerine getirmiş olmayız. Din İleri Yüksek Kurulumuzun 11.11.2009 tarihli kararında yer alan ifade de konuyu açıklamaya yeterlidir. Söz konusu kararda Kurban kesmek yerine bedelinin muhtaç kişilere ya da ilgili kurumlara verilmesi ile kurban ibadetinin yerine getirilmiş olmayacağı vurgulanmaktadır.

     Fakirlere veya dernek ve vakıf gibi yardım kuruluşlarına bağışta bulunmak sadakadır. O da sevaptır ve faydalı bir davranıştır. Yeter ki Allah rızası için yapılsın. Ancak bu davranış Kurban yerine geçmez. Dolayısıyla bir ibadet başka bir ibadetin yerine geçmez. Tıpkı Cuma namazı kılmanın 5 vakit namaz yerine geçemeyeceği gibi.Kılınan namazın oruç yerine geçemeyeceği gibi sadaka olarak verilen para da kurban yerine geçemez.

Vekalet yoluyla kurban kesimine gelince. Yukarıda da belirttiğimiz gibi kurban mali bir ibadettir. Mali ibadetler ise, yükümlünün bizzat kendisinin yapmaktan aciz olup olmamasına bakılmaksızın vekâlet yoluyla da yerine getirilebilir. Allah rızası için yerine getirilmesi gereken kurbanı, kişinin bizzat kendisi kesebileceği gibi vekâlet yoluyla kestirmesi de mümkündür. Burada altı çizilmesi gereken konu vekaletle de olsa belirlenen kurbanın mutlaka kesilecek olmasıdır. Kişi ben sana benim kurbanımı kesmek üzere vekalet veriyorum diye vekalet verir. Vekaleti alan kişi ya da kuruluş da o doğrultuda kurbanı keser.Bu vekalet yüz yüze ,telefon-faks,e-posta vs ile olur .Günümüzün iletişim vasıtalarıyla vekalet gerçekleşir.Bu noktada kişi dünyanın öbür ucundaki bir yakınına da benim kurbanımı kes fakirlere dağıt  diyebilir.

Özetle kurban bir ibadettir. Kurban sadece kan akıtmak değildir.Kurban Allah’a yakınlaşmaktır.Diyanet İşleri Başkanımızın da ifade ettiği gibi vekalet yoluyla kurban kesimi organizasyonu bir yardım kampanyası değildir. Kurbanımız bu dayanaksız ve içi boş tartışmalara kurban edilmemeli. Allah keseceğimiz kurbanları kabul etsin. Bayramınız mübarek olsun.23.11.2009



1140 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

HAC YOLCUSUNA TAVSİYELER-2 - 17/06/2022
Hac yolcusu kardeşlerimize tavsiyelere devam ediyoruz. Bir önceki yazımızda Müzdelife vakfesine değinmiştik.
HAC YOLCUSUNA TAVSİYELER-1 - 01/06/2022
Salgın hastalık sebebiyle geçtiğimiz iki sene Kabe hüzünlüydü.
KUTLU MİSAFİRİ UĞURLARKEN - 01/05/2022
Ramazan gibi kutlu bir misafirimiz vardı bir ay boyunca. Artık ayrılık vakti.
MANEVİ HASTALIKLAR VE RAMAZAN - 14/04/2022
İnsan için iki tür hastalık vardır. Maddi hastalıklar dediğimiz bedeni hastalıklar ve manevi hastalıklar.
KUR'AN AYI RAMAZAN GELDİ - 01/04/2022
Ramazan denilince zihinlerde önce Kur’an canlanmalı.
DÜNYA DEĞİL DÜNYEVİLEŞMEK KÖTÜDÜR - 14/03/2022
Dünya kötü mü? Hayır. Kötü olan “âhiretsiz bir dünya” yaşamaktır. Yani “dünya değil dünyevileşmek” kötüdür.
DİN EĞİTİMİNDE AİLE ÇOK ÖNEMLİ - 02/03/2022
Aile toplumun temel taşıdır. Aile sağlamsa toplum da sağlam demektir.
GÜNLER VE İNSANLAR - 14/02/2022
Sevgililer Günü denilen şey menşe itibariyle Hıristiyan batı patentli olup aslında rahip Valentine günüdür.
DENGELİ YAŞAMAK - 29/01/2022
Allahtan isterken de DENGEYİ gözetmek lazım. Şunu demek istiyorum. Dünya ve ahiret iyiliğini birlikte istemek lazım
 Devamı
SOSYAL MEDYA

    Vaaz Sohbet Kanalı






      Espiyem Medya
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam55
Toplam Ziyaret375138
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar16.657416.7241
Euro17.509817.5800
HAVA DURUMU
Üyelik Girişi